Image Hosted by ImageShack.us
ensar - Blogcu



td.leftside { background:

; padding: 10px; border: 3px dashed #CCCCCC; border-right: none; text-align: justify; } td.rightside { background:

; padding:10px; border: 3px dashed #009966; border-left: 3px dashed #009966; line-height: normal; } div.comment { padding: 10px; padding-left: 25px; padding-bottom: 0px; } div.avatar { float: left; margin: 5px; margin-left: 0px; margin-bottom: 0px; } h2 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 25pt; color: 00F; margin-bottom: 10px; } h3 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 13pt; color: F0F; margin-bottom: 2px; } font.gray { color: #AAAAAA; } div.author { margin-top: 3px; margin-bottom: 6px; } a:link { color: #0000ff; } a:visited { color: #0000ff; } a:hover { color: #0000ff; }

ensar

10/3/2008 - Hoşçakalın...

 

 

Buraya kadarmış...

Ensarlar.blogcu.com yayınına son veriyor.

Hoşçakalın...

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

10/1/2008 - Yetimlerin Duası

 

 

      İstanbul’da oturan Rum asıllı Yorgo Nikolav, kekeme olan oğlu Peter’in tedavisi için elinden gelen her şeyi yapar ama çare bulamaz. Tek umudu oğlunun evlenmesidir. Uygun eş bulunur. Düğün yemekleri pişirilir ve gerekli hazırlıklar yapılır. O esnada evin kapısı tıklatılır. Kapıdaki, karşı komşuları Hatice Hanım’dır. Bir sene önce trafik kazasında kocası ölmüş ve iki çocuğu ile dul kalmıştır. Davetliler arasında onun adı yoktur. Ateş istemeye gelmiştir. Kendisine bir kürek dolusu ateş verirler. Bu arada misafirler de gelmeye başlamıştır. Fakat, Hatice Hanım yine gelmiş ve yine ateş istemiş, kendisine yine ateş verilmiştir. Bütün davetliler geldikten sonra komşu kadın elindeki küreği ile çekine çekine tekrar ateş istemeye gelince, Yorgo, bu işte bir iş var deyip hadisenin sırrını anlamak için peşinden, avlunun arka kapısından gizlice Hatice Hanım’ın evine doğru yürür, açık pencereden gelen seslerle irkilir. Ağlaşan çocuklar, açlıklarını ve dertlerini dile getirmekte, Hatice Hanım: “Artık bir daha gidemem. Ne yapayım beni anlamadılar. Biraz daha sabredin. Yarın Kurban Bayramı nasıl olsa Müslüman komşularımız et getirirler.” demektedir.

     Yorgo, hemen eve dönüp hizmetçiyi yanına alarak, yemeklerle dolu tepsiyle Hatice Hanım’ın evine gider: “Kusura bakmayın size davetiye verememişiz, şunları kabul edin.” der ve bir miktar da para verip; “Yarın sizin bayramınız. Çocuklara bir şeyler alırsınız.” der. Yorgo gittikten sonra bu dul kadın ve yetimler: “Allah’ım Sen de onu sevindir. Rabbim onun oğluna iyilikler ver.” diye içten bir dua ederler. O gece Yorgo bir rüya görür. Kazanları kurduğu ocaklar gül bahçesine dönmüştür. Onlara doğru yürür. O anda ak saçlı, uzun boylu, ak yüzlü bir ihtiyar güllerin yanında belirir. Uzattığı beyaz gül, Yorgo’ya güler. Gülü aldığı an, Yorgo yıldızlara doğru uçar.

      Rüyasını kimseye anlatmaz. Aradan yirmi gün geçer. Yorgo’nun evine Kayseri’den Hacı Ahmet Efendi gelir ve başından geçenleri şöyle anlatır: “Bu sene Hac’da idim. Bayramdan bir gün önce Arafat’taki vakfe duasından sonra yorgunluğun ve sıcağın tesiriyle uyumuşum. Rüyamda Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselâmı gördüm.

      Bana sizin adınızı ve adresinizi verdi. Sonra ‘Git ona benden selam söyle.’ dedi. Bu selamın bir manası olmalı. Sen o günlerde Allah’ın rızasını kazanacak ne gibi bir hayır işledin?”
Yorgo bunları dinledikten sonra, oğlunun kekemeliğinin iyileşmesine sebep olan esas sırrı da kavrar, kelime-i şahâdet getirerek, Hz. Muhammed aleyhisselâmın peygamberliğini kalben tasdik, dil ile ikrar eder.

(Yağmur Dergisi'nden alıntıdır.)

8 YorumYorum yaz!Bağlantı

7/12/2007 - Bangladeş'in imdat çığlığına Türkiye'den yardım

 

Kimse Yok Mu Derneği acil yardıma ihtiyaç duyan kardeş ülke Bangladeş halkı için kolları sıvadı. Şuanda felaket bölgesinde yüz binlerce kişinin pirinç, ilaç ve çadır bulmaya çalıştığını belirten Kimse Yok Mu Derneği Genel Başkanı Mehmet Özkara, felaketin hemen ardından bölgeye yardım götürmeye başladıklarını belirtti.

Saatte 220 km. hızla gelen Sidr kasırgası, 15 Kasım günü Bangladeş’i vurup geçti. Felaketin bilânçosunun 3 binden fazla ölü olduğu söylenirken, ölü sayısının arttığı 10 bini geçebileceği belirtiliyor. Kardeş ülke Bangladeş’teki asıl sıkıntı, geride kalanların hayat mücadelesi vermesi.

Ülkede, bir gecede, 275 bin ev yıkıldı, 600 bin ev ise hasar gördü. Dünyanın en yoksul ülkelerinden sayılan Bangladeş’in nüfusu 140 milyon. Felaketten etkilenen ve şuanda yardım bekleyenlerin sayısı yaklaşık 5 milyon. Felaketin sebep olduğu en büyük problemlerden birisi de tarım arazilerinin zarar görmesi. Geçimini pirinç tarımından sağlayan halk, bir ay sonra tarlaların hasadını almayı bekliyordu. Ancak, kasırganın etkilediği bölgelerde, 10 milyon dönüm tarım arazisi zarar görmüş durumda.

Kimse Yok Mu Derneği, Kurtuluş Savaşımızda bize büyük destek veren dost ve kardeş Bangladeş için kolları sıvadı. Şuanda felaket bölgesinde yüz binlerce kişinin pirinç, ilaç ve çadır bulmaya çalıştığını belirten dernek yetkilileri, en büyük sıkıntının gıda ve içme suyu olduğunu belirtti.

Felaketin hemen ardından bölgeye ulaşan dernek yetkilileri, mağdurların ihtiyaç duyduğu maddeleri tespit edip bölgeye göndermeye başladı. Dernek Genel Başkanı Mehmet Özkara, "Bizden ilk talep edilen ihtiyaç malzemeleri gıda, özellikle pirinç, bisküvi. Bölgenin ülkemize çok uzak olması nedeniyle ihtiyaç malzemelerini Bangladeş'in diğer şehirlerinden temin ederek bölgeye ulaştırıyoruz. Halk, yerel giysileri tercih ettiği için, yardımların oradan temin edilmesi gerekiyor. Kampanyamıza desteğin nakdi yardım olmasını arzu ediyoruz.” dedi.

GÜN VEFA GÜNÜDÜR

Başkan Özkara; “Gün vefa günüdür. Anadolu'nun fedakâr insanlarını mağdurlara yardım yapmaya çağırıyorum. Derneğimiz hem Trakya hem de Bangladeş afet mağdurları için “acil yardım” kampanyası başlattı. Birinci dünya savaşı'nda bize varını yoğunu toplayıp yardım olarak gönderen Bangladeş halkına vefa borcumuzu ödemek için bu bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Kardeş ülke Bangladeş halkı bizimle aynı kültürü taşıyan kardeşlerimizdir. Acımız, kederimiz ve sevincimiz birdir.” dedi.

Kimse Yok Mu Derneği afet bölgesine ilk ulaşan Türk yardım kuruluşu olarak bölgede, gıda ve battaniye yardımı yaparak işe başladı.

Başkan Özkara; “Derneğimiz, önümüzdeki günlerde felaket bölgesindeki su şebekelerinin tamiri için de çalışmalar yürütecek. Dernek ilerleyen günlerde ise evsizler için prefabrik evler yapmayı hedefliyor” şeklinde konuştu.

Nasıl Yardım Edilebilir?

Kredi Kartıyla Online Bağış
Kredi kartınızla online bağış yoluyla

Banka hesap numaraları aracılığıyla
Yurt Dışı Kampanyaları için Banka Hesap Numaraları aracılığıyla bağış yapabilirsiniz.

SMS Bağış yoluyla
5777 SMS Bağış hattıyla bağışta bulunabilirsiniz. TURKCELL, VODAFONE VE AVEA faturalı telefonlarından “BANGLADES” yazıp, 5 YTL bağışta bulunabilirsiniz.

Genel Açıklama
Daha geniş bilgi için 0216 521 80 80 (pbx 7/24) no’lu telefondan derneğimize ulaşabilirsiniz.

4 YorumYorum yaz!Bağlantı

7/12/2007 - Bir Parça Ekmek

 

 

HZ.ALI'NIN ağabeyi Cafer b. Ebu Talib'in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir
kabilenin hurmalığına inmişti.
Abdullah burada dinlenirken, hurmalıkta çalışan köleye, yemek vakti üç parça
ekmek geldiğini gördü. Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki,
birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi.
Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı. Köpek ekmeği derhal yedi. Köle
ekmeğin ikinci parçasını da attı. Köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü.
Köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi. Kalkıp, yeniden işine
dönmek üzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden Abdullah, yaklaşıp sordu:
"Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?"
Köle sıkılarak cevap verdi:
"Işte bu üç parça ekmek."
"O halde neden kendine hiç ayırmadın?"
"Baktım ki, hayvan çok aç. O halde bırakmak istemedim."
"Peki sen ne yiyeceksin şimdi?"
"Oruç tutacağım."
Bunun üzerine, Abdullah b. Cafer, köleden sahibini, evinin nerede
olduğunu sordu. Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı içindeki köleyle
birlikte satın aldı.
Sonra döndü, köleye bu tarlayı ve onu sahibinden satın aldığını söyledi ve
ekledi:
"Seni azad ediyorum. Bu hurmalığı da sana hediye ediyorum."
Cömertliğiyle meşhur Abdullah b. Cafer, kendisinden daha cömert birini
tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, bu olayı anlatır ve:
"Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek vermiş; sense ona koskoca bir
hurmalığı ve hürriyetini vermişsin" dediklerinde, şu karşılığı verirdi: "Ama
o elindeki herşeyi verdi; ben ise elimdekinin bir kısmını..."

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

29/11/2007 - Bir Hadis

Kategori: Hadisler

              

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Son Yazılar

Hoşçakalın...
Yetimlerin Duası
Bangladeş'in imdat çığlığına Türkiye'den yardım
Bir Parça Ekmek
Bir Hadis
ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Hz. Ömer(radiyallahu anh)'in Hesabı
Otobüs Yandı, Tek Kur'an-ı Kerim Yanmadı
Bir Ezberi Bozmak
Başlıksız
Ahh memleketim...
RAMAZAN’DA OKUNACAK YASİNLER
Vakıa Sûresi’ni Her Gece Okuyan Fakirlik Çekmez
Köle Çanı Meydanı
HATAYI TASHİHTE EN GÜZEL METOD
BABAMIN YAPTIĞI GİBİ
Erkek, eşine neden ‘Seni seviyorum’ demez?
İbrahim Ethem ve Emir
Gürül Gürül Ezan Okunan Camiler
Canım Peygamberim
PEYGAMBERİMİZ'İN KIZI HZ. FATIMA'YA FAKİRLİĞE KARŞI ÖĞRE
Peygamberimiz Böyle Güvenirdi
Büyük Velî Tayfur Hazretleri’nin Annesine Vefası
Kadın Niçin Alışveriş Hastası Olur?
Başlıksız

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler