10/1/2008 - Yetimlerin Duası |
İstanbul’da oturan Rum asıllı Yorgo Nikolav, kekeme olan oğlu Peter’in tedavisi için elinden gelen her şeyi yapar ama çare bulamaz. Tek umudu oğlunun evlenmesidir. Uygun eş bulunur. Düğün yemekleri pişirilir ve gerekli hazırlıklar yapılır. O esnada evin kapısı tıklatılır. Kapıdaki, karşı komşuları Hatice Hanım’dır. Bir sene önce trafik kazasında kocası ölmüş ve iki çocuğu ile dul kalmıştır. Davetliler arasında onun adı yoktur. Ateş istemeye gelmiştir. Kendisine bir kürek dolusu ateş verirler. Bu arada misafirler de gelmeye başlamıştır. Fakat, Hatice Hanım yine gelmiş ve yine ateş istemiş, kendisine yine ateş verilmiştir. Bütün davetliler geldikten sonra komşu kadın elindeki küreği ile çekine çekine tekrar ateş istemeye gelince, Yorgo, bu işte bir iş var deyip hadisenin sırrını anlamak için peşinden, avlunun arka kapısından gizlice Hatice Hanım’ın evine doğru yürür, açık pencereden gelen seslerle irkilir. Ağlaşan çocuklar, açlıklarını ve dertlerini dile getirmekte, Hatice Hanım: “Artık bir daha gidemem. Ne yapayım beni anlamadılar. Biraz daha sabredin. Yarın Kurban Bayramı nasıl olsa Müslüman komşularımız et getirirler.” demektedir.
Yorgo, hemen eve dönüp hizmetçiyi yanına alarak, yemeklerle dolu tepsiyle Hatice Hanım’ın evine gider: “Kusura bakmayın size davetiye verememişiz, şunları kabul edin.” der ve bir miktar da para verip; “Yarın sizin bayramınız. Çocuklara bir şeyler alırsınız.” der. Yorgo gittikten sonra bu dul kadın ve yetimler: “Allah’ım Sen de onu sevindir. Rabbim onun oğluna iyilikler ver.” diye içten bir dua ederler. O gece Yorgo bir rüya görür. Kazanları kurduğu ocaklar gül bahçesine dönmüştür. Onlara doğru yürür. O anda ak saçlı, uzun boylu, ak yüzlü bir ihtiyar güllerin yanında belirir. Uzattığı beyaz gül, Yorgo’ya güler. Gülü aldığı an, Yorgo yıldızlara doğru uçar.
Rüyasını kimseye anlatmaz. Aradan yirmi gün geçer. Yorgo’nun evine Kayseri’den Hacı Ahmet Efendi gelir ve başından geçenleri şöyle anlatır: “Bu sene Hac’da idim. Bayramdan bir gün önce Arafat’taki vakfe duasından sonra yorgunluğun ve sıcağın tesiriyle uyumuşum. Rüyamda Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselâmı gördüm.
Bana sizin adınızı ve adresinizi verdi. Sonra ‘Git ona benden selam söyle.’ dedi. Bu selamın bir manası olmalı. Sen o günlerde Allah’ın rızasını kazanacak ne gibi bir hayır işledin?” Yorgo bunları dinledikten sonra, oğlunun kekemeliğinin iyileşmesine sebep olan esas sırrı da kavrar, kelime-i şahâdet getirerek, Hz. Muhammed aleyhisselâmın peygamberliğini kalben tasdik, dil ile ikrar eder.
(Yağmur Dergisi'nden alıntıdır.)
|
| • Yorum yaz! |
2008-03-07 09:22:46 - s.a |
| Yazan subat75 |
| mücrimim, geldim dayandım kapına YA RAB.. Bilirim ne denli bir bataklık sarmış benliğimi, bir buz çölünde ilerliyorum, ne yol belli ne akibet. Allah'ım; İstikametini şaşırmış bu mücrim kuluna merhamet et... Korku var elbet yüreğimde; lakin rahmetinin umudu daha da yükseklerde... gazabın hak, ancak rahmetin daha da yükseklerde... Ey dulara icabet eden , EL AFüV olan adının hürmetine bağışla bizleri...sen affetmeyi seversin, kasem olsun sen annemizden de şefkatlisin. Allah'ım; bizleri efendimizin (S.A.V)'in ahlakıyla ahlaklandır, Kur'anı hakiminin izzetiyle şereflendir. Mücrim de olsak, günaha da batsak gidecek başka yol yok... Dua tek ehemmiyetimiz, affına mazhar kıl bizi RABBİİİM... HAYIRLI CUMALAR..... |
| Bağlantı |
2008-02-15 09:08:12 - s.a |
| Yazan isimsiz |
Gecelerden sabahlara, karanlıklardan güneşlere doğru açılan yüreklerimizin perde aralıklarından süzülen nur katreleriyle geldim kapına...
Biliyorum, güllerden geçer sana giden yollar...
Yakarışlarla, dualarla, tahiyyatlarla bezenir.
Ey rahmetiyle kalpleri evirip çeviren, sana kalbimi getirdim.
Ey kalpleri nuruyla sarıp okşayan! Onulmaz yaralarla kan-revan kalbim
avuçlarımda, kapına geldim.
Rabbim sen kalbi kırıkların sığınağı, yolda kalmışların yoldaşı, sen yalnızlığıma arkadaş olan ve tüm gönüllerin dert ortağısın. beni benden uzağa at, senden uzağa atma.
Rabbim sen unutan kullarından etme bizi,dara düşünce hatırlayan kullardan etmi bizi yüce Rabbim seni her vakit anan kullardan eyle bizi amin..cumanız mubarek olsun....
|
| Bağlantı |
2008-02-14 22:48:21 - SeLamun aleyküm |
| Yazan Ömer Faruk Efe |
Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne , Acırım tükrüğe billahi tükürsem yüzüne ...Allah(c.c) sizlerden razı olsun...
www.islamkalbi.blogcu.com |
| Bağlantı |
2008-02-07 01:20:30 - slmlarrr... |
| Yazan gulumcan |
Ben geldiiiiiim :)
upuzun bi aradan sonra bloguma ve arkadaşlarıma kavuştum efenim sağlık sıhhatiniz yerindedir umarım... esen kalın... Ay çok özlemişim buraları beaa :D |
| Bağlantı |
2008-01-27 20:38:04 - davet |
| Yazan subat75 |
s.a pazartesi akşamı türkiye saati ile 21 de mahmut durgun kardeşimiz radyomuza gelecektir canlı yayın yapacaktır..sizleride aramizda görmek bizi çok menmun eder her kez davetlidir ..
vahdetfm...
|
| Bağlantı |
2008-01-25 08:48:06 - S.A |
| Yazan subat75 |
H*A*Y*I*R*L*I*C*U*M*A*L*A*R*
Bugün Cuma..!
En güzel gün...
Yaradana kavuşma günüdür bugün..
Kur'an la hayatı bulma günüdür bugün..
Bugün Cuma..!
Hayırlı bir gün...
Hüznün ruha...
Mutluluğun doyuma ulaştığı gün..
Kur’an la konuşulan gün...
Duasız olmaz ki hiçbir gün...
Bugün gerçekten duanın kabulü bir gün...
Cumanız Mübarek Olsun...
Dualarda bulusabilme duasi ile...
|
| Bağlantı |
2008-01-11 12:53:26 - s.a |
| Yazan 2563 |
"Her kim varlığını Hakk'a ibadete ve O'nun yolunda hizmete adarsa, Cenab-ı Allah da o kulunun her ihtiyacını karşılar ve onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Kim de tamamen dünyaya dalar, Rabbini unutursa, Allah da onu dünya yurdunun mihnetleri ve meşakkatleriyle başbaşa bırakır."
(Heysemî, Mecmeu'z-zevâid, 10/303; Taberâni, el-Mu'cemü's-sağîr, 1/201)
Rabbim gönlü kırıklarla beraberdir...Rabbimin her daim bizimle olması duasıyla hayırlı cumalar..Dua ile |
| Bağlantı |
2008-01-10 14:17:58 - Bu İlk Günün de Hicri Yeni Yılınız Kutlu Olsun; |
| Yazan kosedekigolge |
1428. hicri yılını uğurlarken,
Bu sene 10 Ocak 2008 e denk gelen
1429. hicri yılına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz.
Sizin ve Tüm Müslümanların
Hicri yeni yılı hayırlı, uğurlu, Kutlu Olsun.
Muharrem - ül Haram hicri senenin ilk ayıdır
Muharrem ayının onuncu günü ise "Aşure" günüdür.
Allah(CC) katında faziletli bir gündür.
Sevgili Peygamberimiz(SAV) bugünü oruçlu geçirirlerdi.
Peygamberliği öncesinde de aşure orucunu tutmuştur.
Medine-i Münevvere ye teşrif ettiklerinde
Yahudilerinde aynı gün oruç tuttuklarını gördü
ve Müslümanlara 10 Muharrem'in önüne veya arkasına
bir gün daha ilave edilmesini tavsiye buyurmuşlardır.
|
| Bağlantı |
|
Kategoriler
|